[ S.S.S. ]

Sık Sorulan Sorular

Nasıl beslenmeliyim, neden kaçınmalıyım?

Kanser söz konusu olduğunda, en çok merak edilen konuların başında beslenme gelmektedir. Bunu iki şekilde ele almak gerekir: kanser olmadan beslenme ve korunma, kanser hastası için beslenme.

Kanser dünya çapında kalp damar hastalıklarından sonra önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Kanserlerin yaklaşık 3'te biri sağlıklı beslenme ile engellenebilirken bu alışkanlık çocukluk çağında başlarsa bu oran %50'ye kadar çıkar. Sağlıklı bir diyet kanser riskini azaltmanın yanında ideal kilonuza ulaşmanızı sağlamanın yanı sıra ruh halinizi de iyileştirir. Beslenmenin rolü, kanseri önlemede ve tedavide oldukça önemlidir; aslında tedavinin ayrılmaz parçalarından biridir.

Kanser riskini azaltmak için nasıl beslenelim?

  • Fazla kilolu ve obez olmak artan kanser riski ile ilişkili olduğundan sağlıklı bir kiloda olmanızı sağlayacak Akdeniz diyeti gibi bitkisel besin ağırlıklı bir diyet uygun olacaktır.
  • Patates kızartması, cips veya şerbetli tatlılar gibi yoğun kalorili gıdalardan uzak durulmalı.
  • İşlenmiş ve kırmızı et tüketimi sınırlandırılmalı; kırmızı eti haftalık 400-500 gr. tüketin.
  • Pastırma, salam, sosis gibi işlenmiş et tüketimini en aza indirin.
  • Her gün 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin.
  • Rafine tahıl ürünleri yerine tam tahılları seçin.
  • Alkollü içecek içiyorsanız tüketimini sınırlandırın.
  • Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin; spor hem kanser oluşumunu engeller hem beden hem de ruh halinizi olumlu yönde etkiler.

Kanser tedavisi sırasında beslenme: Kanser tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, cerrahi, immünoterapi, hormon tedavisi ve klinik araştırmalar gibi pek çok tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Bu tedavi seçenekleriyle birlikte ek yan etkiler ortaya çıkabilir ve bu yan etkiler beslenme düzeninizi bozabilir; ancak uygun diyet tedavisi ile kontrol altına alınabilir. Odaklanılması gereken ana besin öğeleri protein, karbonhidrat, yağ, su, vitamin ve minerallerdir. Araştırmalar iyi beslenen insanların tedavinin yan etkileriyle daha iyi başa çıktığını göstermiştir. Örneğin baş boyun kanserlerinde radyoterapi ve kemoterapi alırken ağızda oluşan değişikliklere bağlı beslenme bozuklukları olabilir; bu durumlarda özel bir beslenme programı ve tıbbi beslenme ürünleri gerekebilir. Bu konuda sağlık ekibimizden destek alabilirsiniz.

Kanser tedavisinden sonra beslenme: Tedavilerin yemeyle ilgili yan etkilerinin çoğu tedavi bittikten sonra kaybolacağından sağlık durumunuza göre daha sağlıklı beslenme önerilerini uygulayabilirsiniz. İyi beslenmek gücünüzü ve enerjinizi geri kazanmanıza, dokuları yeniden oluşturmanıza ve genel olarak daha iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.

Tedavi sırasında hangi besinlerden kaçınalım? Bazen besinler de ilaçlarla etkileşebilir; kanser ilaçlarını etkileyebilecek çeşitli yiyecek ve içecek etkileşimleri bulunmaktadır. Örneğin greyfurt suyu, belirli ilaçları metabolize eden enzimlerin aktivitesini azaltabilir ve bunun sonucu daha fazla yan etkiye neden olabilir; kan içindeki ilaç seviyelerini artırarak mide bulantısı, baş dönmesi ve düzensiz kalp atışı gibi yan etkilere yol açabilir. İlaçların alım zamanlaması da besin-ilaç etkileşimlerini etkileyebilir: bazı ilaçların emilimini artırmak için yemekle birlikte, bazılarının ise aç karnına alınması gerekebilir. Örneğin parasetamol alırken alkol tüketmek karaciğer hasarı riskini artırabilir. Kanserde bütüncül yaklaşım; geleneksel tedavilerin yanı sıra beslenme, fiziksel aktivite ve stres yönetimini de içeren, hastaların duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarını da gözeten bir yaklaşım olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Herkese aynı tedavi mi veriliyor? Kanserde akıllı ilaç nedir?

Kanser, normal vücut hücrelerinin genetik yapısında meydana gelen değişimler nedeniyle ortaya çıkan kontrolsüz çoğalma sonucunda oluşur. Hedefe yönelik terapinin en önemli araçlarından olan akıllı ilaç, kanser hücrelerinin kazandığı kontrolsüz çoğalma ve yayılma özelliğini engellemeyi amaçlayan mutasyonlara yönelik kullanılır. Bu ilaç grubu son yıllarda yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır ve pek çok farklı yolu etkileyerek fayda sağlar:

  • Bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini yok etmesini kolaylaştırır — kanser hücrelerini işaretleyerek bağışıklık sistemi tarafından tanınmasını sağlar.
  • Kanser hücrelerinin büyümesini durdurur — sinyal iletimini içeren yolları durdurarak sürekli uyarı varmış gibi davranan hücrelerin çoğalmasını önler.
  • Tümör içindeki damar gelişimini engeller — tümörün büyümek için ihtiyaç duyduğu damarlanma ve kan akımını durdurur.
  • Kanser öldürücü ilaçları (kemoterapi, radyasyon, toksin) doğrudan kanser hücrelerine taşır.
  • Kanser hücrelerinin ölmesini (apoptozu) sağlar.
  • Tümör gelişimi için gerekli hormonların (prostat, meme gibi hormon duyarlı kanserlerde) etkisini engeller.

Bir örnekle açıklamak gerekirse; eskiden akciğer kanserini küçük hücreli ve küçük hücreli dışı diye ikiye ayırıp tedavi veriyorken günümüzde moleküler alt analizleri yaparak hangi akıllı ilaçları seçebileceğimizi belirliyoruz. Bazı hastalara sadece kemoterapi, bazılarına akıllı haplar, bazılarına immünoterapi, bazılarına ise kombinasyon tedavisi uygulayabiliyoruz.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Kanserde cinsellik ve cinsel yaşam nasıl etkilenir, neler yapılmalı?

Kanser hastalarında kemoterapi veya diğer tedavilere bağlı olarak fiziksel veya ruhsal sorunlar nedeniyle cinsel hayatta da bozulmalar olabilmektedir. Neredeyse hastaların %75 kadarında cinsel hayatta ve partnerleriyle ilişkilerinde bozulmalar görülebilmektedir. Batılı ülkelerde 5 hastadan dördü bu konuda destek almaktadır. Ülkemizde ise çoğunlukla hastalar kanser tedavisini yapan tıbbi ekiple cinsel sorunları hakkında konuşmak için kendilerini uygun hissetmezler; sorunlarını dile getirseler bile bu konuda eğitim görmüş personel bulmakta zorlanırlar. Sadece hastalar değil, hasta yakınları da bu konudaki bozulmalardan bahsetmezler.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar. Profesyonel birinden destek almaktan çekinmeyin.

Kanser hastalarının geleneksel, bitkisel ve alternatif tıp kullanması sakıncalı mı?

Geleneksel, bitkisel ve alternatif tıp kapsamında değerlendirilen ürün ve uygulamaların kullanımı kanser hastaları arasında yaygındır ve yıllar öncesine dayanır. Kanserle mücadelede kemoterapi tedavisinin yanında alternatif tıp yöntemlerinin ön plana çıktığı görülmektedir; özellikle medyanın gündeme getirmesiyle oluşan bilgi kirliliği nedeniyle hastalar ve yakınlarında kafa karışıklığı meydana gelmektedir. Unutulmamalıdır ki tıbbın alternatifi yoktur; ancak tamamlayıcı ve bütünsel tıptan bahsedilebilir (örneğin uğraş tedavisi, müzik tedavisi eklemek ve beslenme desteği sağlamak gibi).

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ile TÜBA-Ulusal Kanser Politikaları Çalıştayı Raporu sonuçlarına göre, kanser tedavisi alan hastalarımızın neredeyse yarısı aldıkları kemoterapiye ek olarak doktorlarının bilgisi dahilinde ya da habersiz alternatif tıp ürünlerini de kullanmaktadır. Bu ürünler çoğu zaman karaciğer fonksiyonlarını bozarak kemoterapi ilaçlarının vücuttan daha çabuk atılmasına neden olur, böylece ilaçların tedavi edici etkisi azalır ve tedavi başarısız olabilir. Ülkemizde bize ve hastalara düşen görev; onların soru sorması, bizim de açıklamamızdır — bu sayede daha iyiye ulaşabiliriz.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Vitamin ve mineral takviyesi alsam olur mu?

Kanser tedavisi gören hastaların sağlıklı beslenmesi gereklidir; sağlıklı bir beslenme ve yaşam tarzı, verdiğimiz tedavilerin yararını artırmaktadır. Kanser hastalarının rutin vitamin hapları almasının hastalığa bir faydası yoktur, hatta fazlası zarar verebilir. Bu nedenle eksik olan bir vitamin düzeyi varsa sadece onu dışarıdan vermek en doğru olanıdır. Özellikle folik asit, B12 vitamini, D vitamini gibi düzeyler laboratuvarlarda kontrol edilebilmektedir; eksiklik varsa takviye verilebilir. Multivitamin haplarındaki vitaminlerin etkinliği ve biyoyararlanımı doğal yoldan alınan vitaminlere göre düşük olduğundan doğal yoldan alınmaları daha önemlidir.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Karbonhidratlı yiyecekler zararlı, o zaman düşük karbonhidratlı diyet yapsam olur mu?

Düşük karbonhidratlı beslenme; meyve, sebze, ekmek ve türevi tahıllar, şeker gibi karbonhidrattan zengin besinlerin sınırlandırıldığı, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri, yağlı tohumlar gibi protein ve yağdan zengin besinlerin sıklıkla tüketildiği bir diyet programıdır. Kilo verilmesine yardımcı olsa da bilinçsizce uygulanan bu tarz diyetler birçok sağlık problemine yol açabilir: tiroidin çalışmasını etkileyebilir, kronik yorgunluğa neden olabilir, yararlı bakterilerin azalmasına, zararlı bakterilerin artmasına, bilişsel ve fiziksel fonksiyonların zayıflamasına ve hormon dengesinin bozulmasına yol açabilir.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Şeker kanseri besler mi, şekeri hayatımdan çıkarayım mı?

Kanser hücreleri dahil bütün hücreler, enerji için şekere (kan şekeri) ihtiyaç duyar. Daha fazla şeker tüketiminin kanser hücrelerini beslediğine dair bilimsel bir kanıt yoktur; aynı şekilde daha az şeker tüketmek hücrelerin yavaş büyümesini sağlamaz. Asıl problem, çok fazla şekerin kanser riskini artıran yağlanma ve obeziteye neden olmasıdır — özellikle tatlandırılmış içecekler, kurabiye, kek ve ultra-işlenmiş gıdalarda kullanılan şekerler. "Şekerleri hayatımdan çıkarmalı mıyım?" sorusunun cevabı nettir: hayır. Şeker/diyabet hastası değilseniz veya şeker tüketimini kısıtlayan bir ilaç kullanmıyorsanız, porsiyon kontrolü sağlayarak bir parça tatlı tüketmenizde sakınca yoktur. Meyvelerdeki doğal şeker dengeli bir diyetin parçasıdır; şekerlerden tamamen uzak bir diyetin daha sağlıklı olduğunu gösteren bilimsel bir çalışma yoktur. Buna karşın yapay tatlandırıcıların kanser riskini artırdığına dair veriler nettir.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Genetik test yaptırsam olur mu, ne işe yarıyor?

Genetik testler, bireylerin genetik yatkınlığını değerlendirmek, kanser riskini belirlemek ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejileri geliştirmek için kullanılan testlerdir. Aynı kanser türü ailede birden fazla vakada görülüyorsa, beklenenden daha erken yaşta gelişiyorsa veya bir kişide birden fazla kanser varsa (örn. meme ve over kanseri, pankreas kanseri gibi) genetik testler yapılmalıdır. Tedaviyi belirleyen genetik testlere örnek olarak; küçük hücreli dışı akciğer kanserinde EGFR, EML4-ALK, KRAS, ROS1, BRAF, HER2; kolorektal kanserde KRAS, BRAF, NRAS, HER2; meme kanserinde HER2/Neu FISH analizi; papiller tiroid kanserinde BRAF, RET; melanomda BRAF verilebilir.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

BRCA 1 ve BRCA 2 nedir?

BRCA 1 ve BRCA 2 genleri, kontrolsüz hücre çoğalmasını baskılayan (tümör baskılayıcı) genlerdir. Bu genlerdeki mutasyonlar, meme ve yumurtalık kanseri gelişimi için en önemli kalıtsal risk faktörleridir ve meme-yumurtalık kanseri sendromuna neden olur. Genel popülasyonda bir kadının hayat boyu meme kanserine yakalanma riski %12 iken, BRCA 1 veya BRCA 2 mutasyonu taşıyan bir kadın için bu risk %40-90 civarındadır. Yumurtalık kanseri riski ise genel popülasyonda %1,4 iken, mutasyon taşıyıcılarında %20-60 dolaylarına çıkmaktadır. BRCA mutasyonu sonucu oluşan kanserler diğer kanserlere oranla daha genç yaşlarda ortaya çıkar. BRCA1-2 mutasyonu pozitif olan hastalara genetik danışmanlık verilmelidir — pozitif sonuç kanser tanısı anlamına gelmez, riskin arttığı anlamına gelir. Son yıllarda bu mutasyona sahip hastalar için yeni ilaçlar da geliştirilmiştir.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Ameliyat olmuş her hastaya kemoterapi veriliyor mu?

Ameliyat olmuş hastalarda kanser hücrelerinin vücutta yayılma riskini azaltmaya ve nüksü önlemeye yönelik tedavilere "koruyucu tedavi" (adjuvan tedavi) denir ve genellikle kemoterapi, radyoterapi, hormon terapisi veya hedefe yönelik tedavileri içerebilir. Bu tedavide tümörün boyutu, özellikleri ve yayılımına bakılarak kanserin nüks etme ihtimalinin azaltılması hedeflenir. Örnek vermek gerekirse; 60 yaşında, erken evre meme kanseri olan, hormon durumu pozitif, HER2 negatif bir hastaya kemoterapiye gerek yoktur; ancak hormon tedavisi uygulanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Kemoterapi alınca saç dökülmesi olur mu?

Alopesi yani saç dökülmesi, belli bazı kemoterapi ilaçlarının kullanımı ile ortaya çıkan geçici bir yan etkidir; seyrelmeden tamamen kelliğe kadar çeşitli dereceleri vardır. Saç dökülmesi, ilacı kullanmaya başladıktan 10 ile 21 gün sonra başlayabilir ve görülen kemoterapinin türüne göre toplam bir ya da iki ay içinde tamamlanır. Sıklıkla saçta başlasa da nadiren kaş, kirpik, sakal, bıyık, yüz, kol, bacak, koltukaltı veya kasık kıllarında da dökülme olabilir. Saçlar, kemoterapi tedavisi sona erdikten 2-3 ay sonra tekrar çıkacak ve uzayacaktır; yeni çıkan saçlar eskisinden farklı görünebilir (daha ince, farklı renkte veya kıvırcık).

Saç dökülmesini önleyen veya azaltan saçlı deriyi soğutma yöntemleri de bulunmaktadır: kemoterapi alırken başa bağlanan özel bir şapka ile saçlı deri kemoterapinin etkisinden korunur; başarı oranı %80'ler düzeyindedir. Peruk takmayı planlıyorsanız, saçlar dökülmeden kendi renginizde ve şeklinizde bir peruk seçilmesi uygun olacaktır. Saçları kısa kestirmek veya kazıtmak kontrolde tutma hissi verebilir; kimyasal içeriği yoğun şampuanlar kullanılmamalı, saçlar ovalanmadan yumuşak hareketlerle kurulanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki her hasta benzersizdir ve özeldir, kişiselleştirilmiş bir tedavi planına ihtiyaç duyar.

Elektronik sigara ne kadar zararlı?

Elektronik sigaralar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de popülerdir. Sağlığımız üzerine uzun dönem etkileri bilinmediği için güvenilirliği hâlâ bir tartışma konusudur. "Normal sigaraların daha güvenilir bir alternatifi" olarak pazarlanan bu cihaz üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Yeni yapılan bir araştırmaya göre, ağız sağlığı söz konusu olduğunda e-sigara kullanımının normal sigara kullanımı kadar zararlı olabileceği söylenmektedir. Elektronik sigara likit aromaları kalp kası işlevini bozabilir, epilepsi riskini artırabilir; ağız sağlığına tütün kadar zarar vermekte ve akciğerde çok ciddi hasarlar yapmaktadır.

Sıcak yemek ve içecekler ne kadar zararlı?

Kültürel bir parçamız olan sıcak çay içmek, yemek borusunda hasarlar oluşturarak yemek borusu kanseri riskini 5 kat artırıyor.

Denize girilebilir mi?

Kanser tedavisi gören veya tedavisini tamamlamış, takipte olan hastalarımızdan yaz aylarında en fazla gelen sorulardan biri "denize girebilir miyiz?" sorusudur. Öncelikle denize girmek ve yüzmek insan sağlığı için önemli bir egzersizdir; tedavisi tamamlanan hastalarımızın egzersiz yapmaları gerekmektedir. Tedavisini tamamlamış, takibe alınmış ve genel durumu iyi olan hastalarımız denize girebilir, bu konuda engel bir durum yoktur — özellikle güneşin zararlı etkileri açısından dikkatli olunmalıdır.

Kanser tedavisi gören, genel durumu iyi olan hastalarımız da denize girebilir; ancak mutlaka yanında bir yakını veya arkadaşı eşlik etmelidir, çünkü tansiyon düşebilir, kramp girebilir veya çabuk yorulabilir. Ayaklarda his kaybı olabileceğinden koruyucu bir deniz ayakkabısı giyilmesi iyi olacaktır; ayakta açık yaralanma enfeksiyon riski doğurur.

Hastalarımızın fazla güneşte kalmaları sağlıklarını olumsuz etkileyebilir; özellikle fazla sıvı kaybı yaratabilir ve aktif kemoterapi alan hastalarımızda ciltte değişikliklere veya tansiyon düşüklüklerine sebep olabilir. Bu nedenle kanser tedavisi alan hastalarımızın çok fazla güneşte kalmalarını tavsiye etmiyorum. Denize girmeden önce mutlaka en az 30 koruma faktörlü güneş kremleri, güneşe çıkmadan 20-30 dk önce sürülmelidir; güneşin yoğun olduğu saatler tercih edilmemelidir.

Erken Teşhis Hayat Kurtarır!

Her hücrede umut var, kanserle savaşta güçlü adımlarla ilerliyoruz. Sorunuzun cevabını bulamadıysanız hemen randevu alın.

Bana Ulaşın Randevu Al